Instagram Marka Algımızı Yıkıyor mu?

Bir platformun, markanız için geniş bir müşteri kitlesi oluşturmanıza ve bu kitleyle etkileşim içinde bulunmanıza olanak sağladığını ve bunu hiçbir ücret talep etmeden yaptığını düşünün. O halde bu platformda saf tutmak, markanızı orada öne çıkarmak için fırsatları değerlendirmek istemez miydiniz? 500 milyon aktif kullanıcı sayısı ve diğer sosyal medyalara kıyasla 8 kat fazla etkileşim oranıyla Instagram, dünyanın en büyük online alışveriş merkezlerinden biri olabilir mi?

Düzenli bir Instagram kullanıcısıysanız, Instagramın karşınıza her geçen gün daha fazla sayıda, daha “benzer” içerik çıkardığının farkına varmışsınızdır. Bunun nedeni, Instagram algoritmasının, beğendiğiniz paylaşımlardan hareketle sizin beğenilerinizi analiz ederek, beğenilerinize en fazla uyan içerikleri size göstermek, dolayısıyla uygulamada daha fazla vakit geçirmenizi sağlamak için çalışıyor olması. Takip ettiğiniz hesapların paylaşımlarını bile eğer Instagram izin verirse, bu paylaşımlar Instagram’ın “beğenilerinize uygunluk süzgecinden” geçebilirse görebiliyorsunuz.

Durum, marka ve reklamlar açısından da pek farklı değil. Instagram reklamlarına kaç defa tıkladığınız, ne kadar süre incelediğiniz, hangilerini follow ettiğiniz veya hangilerini follow etmediğiniz gibi onlarca metrik, sizin bir marka veya ürüne olan ilginizi analiz ediyor. Bu analiz sonucunda size, gerek o markaya ait ürünler gerekse başka markaların muadil ürünleri sık sık gösteriliyor. Yani Instagram, sizin tüketici alışkanlıklarınızdan yola çıkarak bir marka ya da ürünü size aşama aşama sevdirebiliyor. Klişe bir yorum olduğunu düşünebilirsiniz, ancak Instagram algoritmasının temel amacı da zaten bu; sizi bir ürüne veya markaya bağlamak ve bu etkileşimi satışa dönüştürmek.

Tüketiciler, genellikle alışkanlıklarını devam ettirmeye meyillidir. Her ne kadar X kuşağı için bu durum değişiyor gibi görünse de bir tarzı, kaliteyi, markayı beğenen kişilerin bu beğenileri en azında orta vadede devam eder. Tüketici alışkanlığı derken kastettiğimiz yalnızca marka/ürün odaklı alışkanlıklar da değil. Sıklıkla alışveriş yapmayı tercih ettiğiniz yer ve platformlar da sizin tüketici alışkanlıklarınızla ilgili. Örneğin; alışveriş için sıklıkla tercih ettiğiniz bir veya birkaç e-ticaret sitesi varsa, tahmin edelim; bu sitelerde mutlaka ya kart bilgileriniz kayıtlıdır, ya üyelik bilgileriniz log in için otomatik olarak karşınıza çıkıyordur, ya da örneğin site size tek tıkla ödeme imkanı gibi seçenekler sunuyordur.

Instagram, bir tüketici olarak sizi çok iyi tanımaya başladıktan sonra, bir yandan sizin varolan beğenilerinizi daha da güçlendirirken, diğer yandan bu beğenilerinizi genişletmek, çeşitlendirmek adına sizi sürekli tetikliyor. Marka algınızı kırmak için akışta sizin beğeninize uygun ancak sevdiğiniz markadan başka diğer markaların ürünlerini de göstermeye başlıyor. Siz farkında olmasanız da zaman içerisinde markadan bağımsız, sadece beğendiğiniz tarza yönelik alışveriş yapmaya başlıyorsunuz. Konu yine X kuşağına geliyor çünkü onlar da markadan çok tarzlarına sadık bir kuşak. Instagram onlar gibi sizi de bu tür bir davranış değişikliğine yönlendiriyor ve zaman içerisinde sizin markadan bağımsız alışveriş yapmanızı sağlıyor. Düşünün, adını bile duymadığınız birçok markayı tarzınıza uyduğu için almak istiyorsunuz değil mi? Evet, Instagram akışları sizi markalardan uzaklaştırarak beğeninize uygun hareket etmenizi sağlıyor. Instagram, sizin kafanızda yer eden marka gibi bir pürüzü de ortadan kaldırdıktan sonra, alışveriş deneyiminizi daha da kusursuz hale getiriyor. Pazar yerlerinin aynı markaları sürekli öne çıkarmasından farklı bir strateji izleyen Instagram, sizce de markalar için daha adil bir düzen sunmuyor mu?

Eticaret siteleri için Uygulama Marketi — Ecommerce AppStore www.collectaction.com